1946’da
İstasyon İlkokulu’nda göreve başladım. Okul iki katlı kerpiç bir evden
sağlanmıştı. Birinci katında birinci sınıf ve karşısında müdür odası
bulunuyordu. 10 basamak merdivenle ikinci kata çıkılıyor, küçük bir salon iki
tarafımızda iki dershane ve salonun arkasında büyük bir dolap içinde araç ve
gereçler bulunuyordu.
Okulun yan tarafındaki alanda tuvaletler ve biraz uzağında büyük bir küp ve ortasında musluğu üstü kapatılmış. Öğrenciler su ihtiyacını bu küpten sağlıyordu. Öğrencilerin teneffüs yeri çok dardı. Onun içi öğrenciler şoseye inmek zorunda kalıyordu. O zaman okul 3 öğretmenliydi, 1 sınıfı bir öğretmeni, 2-3 sınıfı bir öğretmen, 4-5 bir öğretmen okutur. Başöğretmen bağımsızdı. Başöğretmen Ahmet Pazarcıklı, kendisini rahmetle anarım. Çok güçlü bir eğitimciydi. Toplantılarda konuşmaları etkilerdi. Pestalozzi gibiydi. Öğrencilerin şikayetlerini dikkatli dinler ve sen haksızsın derdi. Sabırlı olmayı baş öğretmenim Ahmet Pazarcıklı’dan öğrendim. Öğretmen gerçekleri çekinmeden söyleyen yürekli insandır. İki yıl sonra bugün Sağlık Ocağı olarak kullanılan okul yapıldı. Okul beş öğretmenli oldu. Müdür bağımsızdır. İstasyon ’da birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar ilkokul öğretmeni bendim. Ahmet Pazarcıklı “bu sınıf kadar güçlü mezun vermemişti bu okul” demişti. (Son)
Semiha Göncü