Bilecik’in
sembolik yapılarından biri olan Hükümet Konağı ve önündeki görkemli kapı, II.
Abdülhamid döneminin önemli yapılarından biridir. Hükümet Konağı’nın resmi
binalara özgü sıradan yapısına karşılık önündeki kapı, bezeme ve süslemeleri,
her iki yanındaki küçük kubbe ve önündeki bekçi kulübeleri, duvara yaslı bir
şekilde yerleştirilen sütunlarıyla ana binayı gölgede bırakacak güzelliktedir. Günümüze
ulaşmayan kapının üst tarafına yerleştirilmiş olan arma-i Osmani bugün Bilecik
Valiliği içerisinde sergilenmektedir. Arma-i Osmani’nin hemen altındaki kitabe
ise kaybolmuştur.
Bu yazıda, Bilecik’te Hükümet Konağı’nın inşa edilmesinden başlanarak önünde kapının yapılması, zaman zaman tamir edilme teşebbüsleri, kapının yıkılması ve şehirde farklı şekillerde yeniden hatırlanma teşebbüsleri ele alınacaktır.
Kazadan
Sancağa: Bilecik’ten Ertuğrul’a
Antik dünyanın
Bithinia’sında Belekoma adıyla bilinen Bilecik, Osmanlı
Türklerinin Söğüt’e yerleşmesiyle binlerce yıllık tarihinde yeni bir sayfa
açıldı. Osmanlılar kısa sürede Bilecik ve Bursa’yı topraklarına katarak
hakimiyet sahalarını Orta Anadolu’dan Balkanlara kadar genişletti. İstanbul’un
alınmasıyla da devletin başkenti Bilecik, Bursa ve Edirne’den sonra İstanbul
oldu ve böylece imparatorluğun temelleri atıldı. Daha sonraki dönemlerde
Bilecik önce kaza (1530-1842), daha sonra sancak (1842) ve sancak merkezi (1883)
yapıldı. 1924 yılında ise Bilecik’e vilayet statüsü verildi. (Sezen, 2017: 121)
On dokuzuncu
yüzyılın sonlarında ve devletin zafiyetlerle boğuştuğu bir dönemde Bilecik
yeniden hatırlanmıştı. Bu dönemde Ertuğrul Sancağı tesis edilmiş ve
Hüdavendigâr Vilayetine bağlanarak idare edilmeye başlanmıştı.
Osmanlıların
ilk fethettiği yer olan Bilecik’in imparatorluk yıkılana kadar Osmanlı toprağı
olarak kalması aslında Bilecik’i Osmanlıların en uzun süre hakimiyeti altında
kalan bölgesi konumuna getirmektedir.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş yerinin Bilecik olması ve Ertuğrul Gazi’nin burada medfun bulunması sebebiyle 1885 yılında Ertuğrul Sancağı tesis edildi. Bilecik ise Ertuğrul sancağının merkez kazası yapıldı.
Hükümet
Konağı
Bilecik’te
hükümet konağının ne zaman inşa edildiği kesin olarak bilinmemekle beraber Kasım
1864’te konağa kalem ve sandık odalarının inşa edilmesi gerekli görüldüğüne göre
(BOA, MVL, 697/3.) Bilecik’te bu tarihten önce kullanılmakta olan bir konak
olmalıdır. Ne var ki söz konusu konağın şehrin neresinde bulunduğu
bilinmemektedir. 1866 yılı sonlarında kaleme alınan bir arşiv belgesinde konağın
kasabanın aşağı kısmında bulunduğu zikredilmektedir. (BOA, MVL, 521/34; BOA,
MVL, 727/56.)
Aradan yıllar geçtikten sonra zarar gören ve yıkılmak üzere bulunan konak için mutasarrıf Mehmed Celal Bey’in Hüdavendigar vilayetine yazdığı bir tahriratta konağın geçmişini anlatırken “tedarik edilmiş olan eski ve küçük bir bina Hükümet konağı ittihaz edilmiş” demektedir. Celal Bey’e göre sonradan bu bina öyle böyle tamir edilerek ayağa kaldırılmış ve konak olarak kullanılmaya devam edilmiştir.
Osmanlı arşivi
konağın inşa edilme sürecinden çok tamiratıyla ilgili belgeler
barındırmaktadır. 1866 yılın sonlarında kasabanın aşağı kısmında bulunan
konağın uzak olduğu gerekçesiyle yukarıya taşınmasına dair şikayetlerde bulunulması
üzerine (BOA, MVL, 521/34; BOA, MVL, 727/56.) başka bir yere nakledilmesi
gündeme gelmişse de bundan vaz geçildiği anlaşılmaktadır. (BOA, MVL, 729/66;
BOA, MVL, 728/24; BOA, MVL, 727/56.)
Şehirdeki asıl
dönüşüm 1885 yılında Ertuğrul Sancağının ihdas edilmesi ve ilk mutasarrıf
olarak Ahmed Fuad Paşa’nın atamasından sonra gerçekleşmişti. Kendi ifadesine
göre Bilecik’i baştan başa imar ve ihya etmiş, bahçe ve şadırvanlarla şehri
donatmış, kasabaya su getirterek halkın ihtiyacını karşılamıştı. Ancak bunların
hepsinden önce hükümet konağı ile hemen yakınına bir cami yapılmasına teşebbüs
etmişti. Hatta orada bulunan hapishaneyi de onarımdan geçirmişti. (BOA,
Y.PRK.AZJ, 27/61)
II. Abdülhamid albümlerinde görülen hükümet konağının önündeki görkemli kapı da Bilecik tarihinde önemli bir yeri olan ancak kıymeti bilinmeyen Ahmed Fuad Paşa’nın mutasarrıflığı zamanında inşa edilmişti.
Bu şekilde yenilenen hükümet konağını yaklaşık yirmi beş yıl sonra, yeniden tamir edilmesi mecburiyeti ortaya çıkmıştı. Meşrutiyet dönemi Bilecik mutasarrıflarından Mehmed Celal Bey’in Hüdavendigar vilayetine 29 Ekim 1910 tarihinde yazdığına göre Bilecik hükümet konağı neredeyse tamamen harap olmuştu. Hatta bina temelden çürümüş, büsbütün zarar görmüş haldeki binanın odaları şimdiye kadar birbirine istinat edilerek dayanabilmiş ise de harem dairesinin yıkılmış olmasından dolayı artık dayanma gücü de kalmamıştı. Artık tamir edilemediğinden eğilmiş olan bina payandalar vasıtasıyla zoraki ayakta durabilmektedir. Mehmed Celal Bey’e göre kış mevsimi yaklaşmakta olduğundan yağacak kar ve yağmur dolayısıyla binanın ansızın çökme tehlikesi bulunmaktadır. Hükümet konağı tamir göre göre artık tamir kabul edemeyecek durumdadır. Celal Bey, Bilecik gibi önemli bir yerde böylesi bir devlet dairesinin uygun olmadığını düşünmekte ve şu sözleri sarf etmektedir:
“Devlet-i
Osmaniye’nin mehd-i zuhuru şerefiyle mümtaz ve bilad-ı meftuha-i Osmaniyede
kıymet-i tarihiyesi itibarıyla serefraz olan Ertuğrul Sancağı merkezinin
Anadolu şimendifer güzergahında bulunması ehemmiyet-i tabiyesini tezyid etmekle
beraber bu münasebetle cabeca ecanibe de ziyaretgah olması şan-ı devlet ve
meşrutiyetle mütenasip bir hükümet dairesinin vücuduna şiddet-i ihtiyacın
vücubunu ihsas ettirmiş.”
Bilecik’teki
hükümet konağını bu durumdan kurtarmanın çaresi Mehmed Celal Bey’e göre gayet
basitti: Bilecik’in şanına yaraşır bir konak inşa etmek… Bunun için bütün
hazırlıklarını tamamlayan mutasarrıf ihtiyaç duyulacak masrafları gösteren
keşif defteri hazırlatmış ve yazısının eki olarak vilayete göndermişti. Yaptığı
hesaba göre yeni konağın masrafı 4.500 lira tutmaktaydı. Mazbatasını ise kendisiyle
beraber, Bilecik Naibi, Muhasebeci, Tahrirat Müdürü, Müftü Mehmed Nuri Efendi
ve 4 aza imzalamıştı. (BOA, ML.EEM, 987/8, lef 003.)
Mehmed Celal Bey’in bu talebi ya o tarihlerde yaşanan siyasi ortam ya da meblağın fazla bulunması sebepleriyle kabul edilmemiş olmalı ki Bilecik’te yeni bir konak inşa edilememiştir.
Konağın
Kapısı
Mehmed Celal Bey, yeni bir konak yapılmasına dair öneride bulunurken kapıyla ilgili herhangi bir şey söylemediğine göre kapı 1910 yılı itibarıyla sağlam bir şekilde yerinde durduğu düşünülebilir. Kapının üzerinde görülen ve II. Abdülhamid tarafından gönderilen arma-i Osmani kapıya ayrıca bir ihtişam katmaktadır. En tepedeki daire ise Fransız devrimi ve aydınlanma çağının sembolüydü. Kapının üzerindeki süsleme ve bezemeler son derece usta bir işçilikle yapılmıştı. Kapının sağ ve solundaki parmaklıklarda ay-yıldız dikkat çekmektedir. Kapıdan girişte solda hükümet konağı sağda ise cami yer almaktadır. Görseller kapının konak tarafından alınmadığı için arka yüzü hakkında herhangi bir tahmin ileri sürmek mümkün görünmemektedir.
Bilecik,
Yunanlar tarafından işgal edildikten sonra kentte yaşanan büyük tahribattan
hükümet konağı da nasibini almış ve saldırılara dayanamayarak yıkılmıştır.
Ancak konağın önünde bulunan kapının fotoğraflarda ayakta durduğu
görülmektedir.
Cumhuriyet
döneminde Yunan işgaliyle ilgili basılan bir kitapta bu kapının fotoğrafı
verilerek altına düşülen notta işgal sırasında konağın tahrip edilmiş olduğu şu
şekilde beyan edilmektedir: “Yerli Rumların iştirakiyle Yunanlıların
taarruz-ı ahirinde tahrip edilmiş olan Bilecik hükümet konağı kapısı”
Bununla birlikte Bilecik Kent Belleği’nde bulunan bir kartpostalda, kapının tek başına fakat ayakta durduğu, resim silik olmasına rağmen anlaşılmaktadır. Demek ki işgal sırasında yıkılan sadece Hükümet konağı tahrip olmuştu. Sonraki yıllarda bu kapının nasıl ortadan kaybolduğu bilinmemektedir. (Bilecik Kent Belleği, Ali Okumuş Koleksiyonu, K_AliOkumus_17)
1925 yılında
Bilecik yeni hükümet konağına kavuştuğunda önünde herhangi bir kapı
görünmemekteydi.
II. Abdülhamid
döneminde inşa edildiği anlaşılan ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yıkılan
hükümet konağının önündeki kapı 2014 yılında inşa edilen Bilecik Şeyh Edebali
Üniversitesinin giriş kapısı olarak tasarlanmıştı.
KAYNAKLAR
Tahir Sezen, Osmanlı Yer Adları Sözlüğü, Devlet Arşivleri,
Ankara 2017.
BOA, MVL, 697/3.
BOA, MVL, 521/34; BOA, MVL, 727/56.
BOA, MVL, 729/66; BOA, MVL, 728/24; BOA, MVL, 727/56.
BOA, Y.PRK.AZJ, 27/61.
BOA, ML.EEM, 987/8, lef 003.
Hüdavendigar Vilayeti Salnamesi, 1907
EKLER
Ek 1: Ertuğrul Sancağı
Mutasarrıfı Mehmed Celal Bey’in Hüdavendigar Vilayetine hükümet konağının tamir
edilmesi konusunda gönderdiği tezkirenin transkripsiyonu.
Ertuğrul Sancağı Mutasarrıflığı
Meclis İdare Kalemi
Huzur-i Ali-i Vilayet-penahiye
Hulasa: Bilecik Hükümet Konağı’nın
yeniden inşasına dair
Ertuğrul Sancağı kable’t-teşkil
kaza halinde idare olunmakta iken tedarik edilmiş olan eski ve küçük bir bina
Hükümet konağı ittihaz edilmiş ve muahharan kazanın liva haline ifrağında
mezkûr bina mehma-emken tamir suretiyle payidar olunmuş ise de tafsilatı fi 19
Eylül sene 326 tarih ve 722 numaralı mazbatada arz olunduğu vecihle muahharan
heyet-i mecmuasıyla külliyen harap olmasından naşi harem dairesi ciheti hedm
edilerek yerine mahkeme-i adliye için altı odadan ibaret bir bina inşası
tasavvur edilmiş ve 28.500 kuruşa yapılmak üzere muhasebe-i livaya havalenamesi
de gelmiş ise de binanın aksam-ı sairesi esasından çürüyüp bütün bütün harap
olmuş ve mevcut odalar şimdiye kadar birbirine istinat suretiyle devam
edebilmiş iken binanın başlıca müstenit olduğu harem dairesinin ber veçhi maruz
hadminden dolayı mahall-i istinat kalmayıp bir meyl-i hatır-nak hasıl etmiş
olmasından naşi payandalar vazıyla tutturulmuş ve bu hal ile idare-i maslahat
gayr-i mümkün ve mevsim-i şitanın hululüyle baranın nüzulünde ansızın inhidam
tehlikesi fennen ve kaviyyen melhuz bulunmuş olduğuna ve bina zaten Hükümet
Konağı ıtlakına şayan olmadığı misillü tamir göre göre artık tamir ve termim
kabul edemeyecek ve yeniden inşasından başka çare-i hasene bulunamayacak bir
hal-i harabiye gelmiş idiğüne ve hükümet konaklarının şan-ı devlete yakışır bir
surette bulunması için gerek müceddeden ve gerek tamiren inşasına lüzum varsa
işar-ı makam-ı ali-i vilayet-penahilerine fi 12 Temmuz sene 326 tarihli
telgrafnamesi üzerine keyfiyet Fi 2 Ağustos sene 326 tarih ve 613 numaralı
tahrirat ile de arz ve inha edilmiş olduğu kayden anlaşıldığına binaen livanın
devair-i mevcudeyi istiaba kâfi derecede öteden beri şiddetle muhtaç olduğu bir
hükümet konağının bi-tevfik-i teala şan-ı devlet ve meşrutiyete oldukça muvafık
ve enzar-ı umumiyede takdire layık bir surette müceddeden inşası ehem ve ilzam
ve muhatara cihetlerinden de pek mühim ve mültezim olmasıyla liva nafia
mühendisi Abdüssamed Efendi tarafından tanzim olunan resm ve haritasıyla keşif
defteri leffen takdim kılındı.
Devlet-i Osmaniye’nin mehd-i
zuhuru şerefiyle mümtaz ve bilad-ı meftuha-i Osmaniyede kıymet-i tarihiyesi
itibarıyla serefraz olan Ertuğrul Sancağı merkezinin Anadolu şimendifer
güzergahında bulunması ehemmiyet-i tabiyesini tezyid etmekle beraber bu
münasebetle cabeca ecanibe de ziyaretgah olması şan-ı devlet ve meşrutiyetle mütenasip
bir hükümet dairesinin vücuduna şiddet-i ihtiyacın vücubunu ihsas ettirmiş ve
böyle bir binanın iktisat ve tasarrufat-ı kazıyesi nazar-ı dikkatte tutulmuş
olduğu halde istimlak edilecek mahaller ile beraber 4.500 lira ile vücuda
gelebileceği anlaşılıp ihtiyacat-ı müberremenin en mühim aksamından olmasına ve
ziynet ve ihtişam gibi tekliften dahi varestte bulunmasına göre meblağ-ı
mezkûrun istikşar edilemeyeceği meczum bulunmuştur. Binaenaleyh emr-i inşaata
bir an evvel mübaşeret edilmek üzere meblağ-ı mezkûrun sarfına ait muamelenin
şimdiden icrası esbabının istikmaline ve tehlike ve muhatarası mühendis
raporuna müstenid olan mevcut bina kesret-i berf ve baranın inhidam asarı irae
edecek olursa devair-i mevcudenin kış ortasında kasabadaki hanlara nakline
mecburiyet hasıl olacağından bu mecburiyetin istilzam edeceği masrarifin cihet
ve suret-i tesviyesi hakkındaki emr-i ali-i vilayet-penahilerine dahi şimdiden
emr ve inbasına müsaade buyurulması ehemmiyetle arz olunur. Ol babda emr u
ferman hazre-i men lehü’l-emrindir.
Fi 25 Şevval sene 328 ve
Fi 16 Teşrinievvel sene 326
Ertuğrul mutasarrıfı Mehmed Cemal
Naib
Muhasebeci
Tahrirat Müdürü
Müftü Mehmed Nuri Efendi
4 Aza
EK 2: Mehmed Ceal Bey’in
yeni hükümet konağı için hazırlatmış olduğu keşif defterinin ilk sayfası. Ekim
1910.