Bilecik’in
tarihinde tabakhaneleri unutmayalım. Vaktiyle suyu içilen, mahalle halkının
çamaşır yıkadığı dere suyu lağım sularıyla kirlendi. Bu derenin çevresinde
bulunan tabakhane dükkanları ham deriyi işliyor (çarık, mesh, terlik, yemeni)
gibi ayağa giyilecek araçlar yapılıyordu. Ama teknolojinin ilerlemesiyle 1950
yılında son kalan tabak esnafından Ahmet Banker (?) Eskişehir tabakhanesine,
Bekir Ali’nin oğlu Osman Bursa’ya dedemin manevi evladı Mustafa Tevfik
Gazlıçeşmeye, İsmail Çavuş Bartın tabakhanelerine gittiler. Burada evleri
olanlar evlerini yıkarak yukarı mahallelere taşındı.
Osmanlı Devleti’nin kurulduğu
zamandan beri var olan bir hayat var burada iki tarafta çalışan değirmen,
15’den fazla tabakhane dükkânı burada çalışan kalfa, çırak, ustanın sesleri
değirmene gelen gidenler, kanlı gölette yüzen gençler.
Öğleden sonra mahalle halkından
kadınlar ortadaki çeşmenin etrafında toplanır pazara yün çorap yerleştirirlerdi.
İstiklal Savaşı’nda buradaki
evler yanmamıştı, mahalle halkı evini yıktı yukarı mahalleye taşındılar
Şimdi mahalle halkından sağ
kalanların dut, ceviz, ağaçları bulunan bahçeleri var. Benim dut ve fıstık
ağaçları bulunan bahçeme Edebali Türbesi’nin altında sayın Vali Refik Öztürk
“Göncü Gazinosu” yapmak istedi; ama tayini çıktı Bilecik’ten ayrıldı. Şimdi ben
bu bahçemin gazino olmasını çok istiyorum. Bu gazino buradaki yaşamı
anımsatacak. (SON)
Semiha Göncü